Mutfak Nedir?


"Yemek yapmak bilimsel bir eylem olduğu için mutfak da bir laboratuvardır."

Mutfak Nedir?
KARAKALEM+ ESKIZ+ MUTFAK+ 2026+

Sanat İçin


Soyunmak artık olay değil sanat için gerekirse giyinmek sorun gibi...

Sanat İçin
SANAT IÇIN+ GIYINMEK+

Sanatçı: Adile Naşit


Kuzucukların Adile annesi, Turçucuların Piri, Annelik Sembolü Efsane Sanatçı: Adile Naşit

Sanatçı: Adile Naşit
ADILE NAŞIT+ SANAT+ SANATÇI+ KUZUCUKLARIM+

Takım Elbiseli Adam


Takım Elbiseli Adam

Sabahattin Ali'yi anlatırken hep kürk mantoyu konuşuruz, oysa asıl mesele takım elbisesiydi. Yakası ütülü, kravatı yerinde, gözünde yuvarlak camlar, başında

Takım Elbiseli Adam
SABAHATTIN ALI+ EDBIYAT+ GÜZEL GIYIMLI+
Bir Şehir Neden Kokar? Kokuların Gizli Hafızası

Bir Şehir Neden Kokar? Kokuların Gizli Hafızası

…ezmeden, tam da birbirinin üstüne oturarak. Almanya'ya ilk gittiğimde — bu başlı başına bir yazı konusu, ama şimdi sadece koku kısmına değineceğim — ilk şok kokudan geldi. Türkiye'deki şehirlerin "gürültülü" kokusuna alışmış bir burun için Alman şehirleri tuhaf derecede sterilti. Temiz, evet. Ama aynı zamanda… sessiz. Koku açısından sessiz. Sonradan anladım ki bu da bir kokuydur — temizliğin, düzenin, bastırılmışlığın kokusu. Her kültür kendi duyusal dilini yaratır, hem sözlü hem de burunla anlaşılan bir dil bu. Peki bir şehrin kokusu kaybolabilir mi? Maalesef evet. Ve bu kayıp son derece politik bir meseledir: Soylulaştırma bir şehrin kokusunu değiştirir. Eski mahalle fırınının yerine specialty coffee açıldığında sadece kira değil, hafıza da el değiştirir. Göç kokuları taşır — hem gelen hem giden. Bir Türk aile Almanya'ya taşındığında bavulunda sadece eşya değil, kimyon ve kırmızı…

>Oku Beni
Gökada Messier 104'ün merkezinde parlak çekirdek ve etrafını saran geniş disk yapısı.

Messier 104

…yan taraftan görülen profiliyle ünlüdür. Yıldızlardan oluşan geniş bir merkezi şişkinliğin önünde silüet halinde görülen bu kozmik toz şeridi, galaksiye geniş kenarlı bir şapka benzeri bir görünüm kazandırır ve bu da ona daha popüler olan “Sombrero Galaksisi” adını kazandırır. NGC 4594 olarak da bilinen Sombrero Galaksisi, tüm spektrumda görülebilir ve merkezinde süper kütleli bir kara delik barındırır. Yaklaşık 50.000 ışık yılı çapında ve 28 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan M104, Başak Galaksi Kümesi'nin güney ucundaki en büyük galaksilerden biridir. Yine de, bu görüş alanındaki sivri ön plandaki yıldızlar, kendi Samanyolu galaksimizin içinde yer almaktadır. Bu tanınmış galaksinin geniş görüntüsü, M104'ün geniş halosunu ve zayıf bir gelgit yıldız akımını ortaya çıkarmak için işlenmiştir. Görüntü, Cerro Tololo Inter-American Gözlemevi'ndeki Blanco 4 metrelik teleskop üzerindeki…

>Oku Beni
Alet Değişir El Değişmez: Çizgiden Mutfağa Hayatın Özü

Alet Değişir El Değişmez: Çizgiden Mutfağa Hayatın Özü

…benim gözümde. İkisinde de malzemeye saygı duyacaksın. Patatesi hoyratça doğrayamazsın, tıpkı bir insanın yanağındaki o yumuşak gölgeyi sert bir çizgiyle bölemeyeceğin gibi. Malzemenin karakterini anlayacaksın arkadaş, başka yolu yok. Bu dünyada her şeye bir etiket yapıştırmaya pek meraklıyız. "Sanatçı", "aşçı", "yazar"... Geçiniz bunları. Bu etiketler, insanın kendi çiğliğini örtmek için kullandığı fiyakalı perdelerden başka bir şey değil. Benim dünyamda insan ikiye ayrılır: İçinde o kutsal vicdanı taşıyanlar ve taşımayanlar. Bizim kapımız, içinden kötülük geçmeyen herkese sonuna kadar açık. Masamıza herkes oturabilir; yeter ki faşist olmasın, vicdansız olmasın, aptallığıyla dünyayı kirletmesin. Geri kalan kim varsa başımızın üstünde yeri var. Hepimiz bir yerde, birilerine göre "öteki" değil miyiz zaten? Berlin’in ortasında Türkçe konuştuğumda ben ötekiyim, memlekete dönüp de…

>Oku Beni
Tencerenin Eşitlik İlkesi: Kuru Fasulye Neden Devrimcidir?

Tencerenin Eşitlik İlkesi: Kuru Fasulye Neden Devrimcidir?

…usulü, felsefesi içinde gizli bir kuru fasulye süreci: Geceden ıslatacaksın: Fasulye serttir, tıpkı hayata karşı duvarlarını örmüş, canı yanmış bir insan gibi. Onu yumuşatmak için sıcak suda dinlendireceksin. Sabırla bekleyeceksin ki içindeki o gazı, o öfkeyi salsın. Soğanı öldürmeyeceksin, onunla arkadaş olacaksın: Soğan mutfağın temelidir. Onu yakıp kavurmak, yok etmek kolaydır. Zor olan, kısık ateşte yavaş yavaş karamelize ederek kendi tatlılığını ortaya çıkarmasını sağlamaktır. Tıpkı bir insanı dinlerken hemen yargılamayıp, içindeki cevheri çıkarmasını beklemek gibi. Salçanın kokusunu çıkaracaksın: Salçayı tencereye atıp hemen suyu boca edersen, o yemek çiğ kokar. Salçanın o ekşimsi kokusu gidene, yağla bütünleşene kadar kavuracaksın. Hayatta da böyledir; zorluklarla kavrulmadan, o çiğliği atmadan olgunlaşamazsın. Suyla olan mesafeyi iyi ayarlayacaksın: Çok su koyarsan çorba olur,…

>Oku Beni
Yüzündeki O Çizgiyi Neden Çizdim? Kusursuzluğun Büyük Yalanı

Yüzündeki O Çizgiyi Neden Çizdim? Kusursuzluğun Büyük Yalanı

…yüzde bıraktığı izleri takip eder, burnun kemerine, dudağın kenarındaki o hafif sarkmaya ulaşırım. Portre dediğin şey, biyometrik vesikalık fotoğraf değildir; o insanın bu dünyadaki varoluşunun belgesidir. Şimdi bazıları çıkıp diyecek ki, "E Demirhan abi, biz aynaya bakınca o kırışıklıkları, lekeleri görmek istemiyoruz, moralimiz bozuluyor." Güzel kardeşim, moralini bozan şey senin yaşlanman ya da kusurların değil; sana her gün "kusursuz olmalısın" diye dayatan o vahşi endüstri. Sana satmaya çalıştıkları o kremler, o filtreler, o estetik operasyonlar aslında seni sana yabancılaştırmak için var. Bir insanı sevdiğinde onun neresini seversin? Cetvelle çizilmiş gibi duran burnunu mu, yoksa gülerken gözlerinin kenarında oluşan o kazayaklarını mı? Cevabı biliyorsun ama itiraf etmeye cesaretin yok. Gelin size bir portre çizerken kalemin ucundan dökülen, o hiç yalan söylemeyen detayları…

>Oku Beni
Hassas Teraziyle Yemek Yapanların Iskaladığı O Büyük Sır

Hassas Teraziyle Yemek Yapanların Iskaladığı O Büyük Sır

…Almanya’da yaşadığım yıllarda bu Alman disiplininin mutfağa yansımasını çok gördüm. Her şey Grammgenau, yani gramı gramına. Adamlar harika makineler yapıyorlar, mühendislikte üstlerine yok, eyvallah. Ama mutfakta o her şeyi ölçüp biçme sevdası yüzünden bazen öyle ruhsuz tabaklar çıkıyor ki karşına, hani karnın doyuyor da ruhun "Ben gidiyorum, bana müsaade" deyip masadan kalkıyor. Bizim topraklarda ise işler kervan yolda düzülür mantığıyla gider ama o yolda öyle bir lezzet keşfedilir ki, şaşar kalırsın. Çünkü bizim aşçımız tencereyle konuşur. Kaşığın tencerenin dibine her vuruşunda çıkan sesi dinler. O ses tıkız bir ses mi, yoksa fıkır fıkır bir yaşam belirtisi mi, onu bilir. Mutfakta hassas terazinin ölçemeyeceği, o soğuk ekranların asla algılayamayacağı bazı somut gerçekleri buraya sıralayayım da belki o dijital pilleri çöpe atasınız gelir: Soğanın o günkü ruh hali: Bazen soğan…

>Oku Beni

=Gözyaşının Gizli Kimyası: Soğan Doğramanın Felsefesi

…değil. Almanya’da geçirdiğim yıllarda dikkatimi çekmişti; oradaki marketlerde her şey o kadar nizami, o kadar steril ki. Soğanlar bile tornadan çıkmış gibi tek tip. (Bazen bakıp ulan diyordum, bunların hiç mi deliversi, hiç mi yamuk olanı yok?) Bizim memlekette ise pazar tezgahında her boydan, her şekilden soğan bulursun. Biri çürüktür, öbürü cücük vermiştir, diğeri ise yumruk kadardır. Hayat gibidir yani. Mükemmel değildir ama sahicidir. Almanya'daki o steril kutulardan çıkan soğanları doğrarken kendimi bir laboratuvarda gibi hissederdim. Ama ne zaman ki o yamuk yumuk, toprağı üstünde kalmış Anadolu soğanını elime alsam, burnuma çocukluğumun o isli mutfakları, annemin ocakta unuttuğu o kuru fasulyenin kokusu gelirdi. Demek ki neymiş? Hafıza sadece kafada değil, burnun ucunda ve parmakların hassasiyetindeymiş. Peki, bu mereti nasıl doğru dürüst pişireceğiz? Madem buraya kadar okudun,…

>Oku Beni

Arka Bahçenin Gizli Kralı: Soğan Soyma Sanatı ve Hayatın Katmanları

…bıçağı... Eğer o soğana nasıl yaklaşacağını bilmiyorsan, o bıçak elinde sadece bir odun parçasıdır. Soğanı doğrarken acele etmeyeceksin. Acele eden adam, hayattan da bir şey anlamaz. Hayatın tadını hızlı koşanlar değil, durup etrafına bakanlar çıkarır. Soğanı ortadan ikiye böleceksin önce. O içerideki mükemmel geometrik halkaları göreceksin. Doğanın o sessiz mimarisini izleyeceksin birkaç saniye (tabii o esnada parmağını doğramamaya dikkat edeceksin, zira kanın rengi yemeğe yakışmaz, lezzeti bozar). Sonra usul usul, ritmik darbelerle... Tak, tak, tak. O ses mutfağın kalbidir. Soğanın bu dünyadaki yolculuğu da bizimki gibidir aslında. Toprağın altında, karanlıkta başlar her şey. Kimse seni görmezken, sen orada kendi içindeki o katmanları inşa edersin. Sonra bir gün seni yukarı çekerler. Güneşle tanışırsın ama bu sefer de seni soyup soğana çevirirler, doğrarlar, sıcak yağın içine…

>Oku Beni